İçeriğe geç

Zaar köpek ne demek ?

Zaar Köpek Ne Demek? Bir Kayseri Hikâyesi

Başlangıçta Her Şey Normaldi

Kayseri’de yaşamak, kendimi sürekli bir şekilde “görülüp görülmediğimi” sorguladığım bir hayat. Burada herkes birbirini tanır, herkesin bir yeri vardır; ama o yer bazen ne kadar yakın olursa olsun, bir boşlukta kaybolabilirsin. Ben de, 25 yaşında bir genç olarak, tam o noktada duruyorum. Bir yandan günlüklerime yazarken, diğer yandan etrafımdaki insanlar arasında kayboluyor gibi hissediyorum. Bugün anlatacağım şey de böyle bir kaybolmuşlukla ilgili. “Zaar köpek ne demek?” sorusunun ardındaki anlamı bulmaya çalışırken, aslında kendimi ve çevremi anlamaya çalıştım.

Geçen hafta, Kayseri’nin o eski mahallelerinden birine doğru yürürken, yıllardır tanıdığım bir adamla karşılaştım. Adı Ali, mahallede herkes onu tanır. Sokak köpeklerini besler, çocuklarla çok iyi anlaşır, yaşlılarla da sohbet eder. Ama bir şey var, onu anlatmak çok zor: o, her zaman biraz “farklı”dır. Ve o gün, ne olduğunu anlamadığım bir şekilde, bana Zaar köpek lafını etti.

Ali’nin Sözleri ve Merakım

Ali, bir kahve içmeye davet etti. Birlikte küçük bir kafeye oturduk. Kahve bardağımın içinde, sütle karışmış kahve tüyleri yüzeyde dönerken, Ali birden bana döndü ve “Zaar köpek misin?” dedi. O an, dünyam durdu. Bu cümle bana o kadar yabancı geldi ki, ne olduğunu anlamadım. “Zaar köpek ne demek?” diye sordum. Ali’nin gözleri, bir anda derinleşti ve sanki yıllardır bana anlatmak istediği bir şey varmış gibi, sessizce içini çekti.

“Zaar köpek,” dedi Ali, “herkesin yanında olan ama kimseye ait olmayan bir köpektir. O köpek, sahiplerinin gözlerinde değerli değildir. Yalnızdır ama her zaman oradadır. Bir çeşit kaybolmuşluktur, ama bir yandan da hep bir adım öndedir. Kısacası, ne tam olarak köpektir ne de insan.”

Gözlerim boş bir şekilde Ali’nin yüzüne odaklandı. Ne demekti bu? Hani bazen kelimeler o kadar karmaşık olur ki, anlamını çözmeye çalışırken kaybolursunuz. İşte tam o andı. Kendimi Zaar köpek gibi hissettiğimi düşündüm ama bir yandan da anlamak istemedim.

Kendimi Zaar Köpek Gibi Hissedeceğim Hiç Aklıma Gelmezdi

Ali’nin söylediklerini düşündükçe içimde bir şeyler yerinden oynadı. Kayseri’de büyüdüm, hayatımda köpeklerin varlığı hiç yabancı değildi ama Ali’nin Zaar köpek tanımını anlamak, bir tür içsel hesaplaşmaya dönüştü. Yalnızdım, evet, ama ne kadar yalnız olduğumu tam olarak kavrayamamıştım. Zaar köpek, herkesin yanında olduğu halde kimseye ait olmayan bir köpek miydi? Bunu şimdi kendime soruyordum.

Geçmişte, tam da bu tür bir yalnızlığı yaşamıştım. Birçok kez, kalabalıkların içinde kaybolmuş gibi hissediyordum. İnsanlarla ilişkim vardı, ama hep eksik bir şeyler vardı. Çevremdekilerle derin bir bağ kurmak, onları gerçekten anlamak zor oluyordu. O yüzden belki de Zaar köpek tanımı, bana bir anda bu kadar dokundu.

Bir yaz akşamı, arkadaşlarımla buluşmaya gitmiştim. Kafenin dış kısmında, bir masa etrafında toplanmıştık. Herkes bir şeyler anlatıyordu, ama ben hiçbir şeye odaklanamıyordum. Gözlerim masanın etrafındaki insanlarda, ama düşüncelerim çok uzaktaydı. Bu kalabalık, bana sanki çok yabancıydı. Bir an, bu hisse kapıldım ve aniden sormaya başladım: “Ben de Zaar köpek miyim?” Yalnız olduğumu düşünmeye başladım, ama bir yandan da birilerinin beni her zaman hatırladığını, yanımda olduklarını bildiğimi fark ettim. Ama gerçekten kimseyi tanımadığımı da…

Ali’nin Söylediği O Cümle

Günler geçtikçe Ali’nin söylediği o cümle her an aklıma geliyordu. “Zaar köpek ne demek?” sorusu hala cevapsız kalmıştı, ama cevabını bulmaya başladım. Zaar köpek, aslında bir kimlik arayışının adıydı. Bir insanın hep etrafında olan ama kendini bir türlü tam olarak hissettiremeyen, özdeşleşemeyen bir kimlikti. Ben de bu kimlik arayışını yaşıyordum. Kayseri’nin sokaklarında, etrafımda herkes konuşurken, ben hala sessizdim. Bir türlü içimdeki boşluğu dolduramıyordum.

Zaar köpek olmak, bir yandan kaybolmuş olmak, bir yandan da belki bir adım daha ileri gitmeyi başarmak demekti. Ama her zaman kalp kırıklıklarıyla doluydu. Yalnızlıkla yüzleşmek, her şeyin “tam” olduğunu düşündüğün anlarda, aslında eksik olduğunu fark etmek… İşte bu, bana Zaar köpek gibi hissettiren duygulardı.

Sonuç: Zaar Köpek ve Ben

Zaar köpek, sahiplenilmemiş bir yalnızlık türüydü. Ama belki de yalnızlık, insanın kendini en derin haliyle tanıyabileceği tek yerdi. Belki de Zaar köpek, sadece dışarıdan bakıldığında kaybolmuş gibi görünse de, aslında her zaman bir parça daha güçlüydü. İçindeki boşluğu kabul edebilmek, belki de onu kabullenmekti.

Şimdi, Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, içimden bir yerde Zaar köpek olmam gerektiğini hissediyorum. Ama bu yalnızlık beni korkutmuyor. Aksine, onu kucaklamak ve ne kadar kaybolmuş olursam olayım, bir şekilde kendi yolumu bulmak istiyorum. Ali’nin bana söylediği o söz, bana çok şey öğretti: Bazen kaybolduğumuzu düşündüğümüz anlarda, aslında en güçlü halimizi bulabiliriz. Zaar köpek olmak, sadece bir geçiş süreciydi.

Ve belki de Zaar köpek, hayatın içindeki tüm çelişkileri kabul edebilmenin bir yoluydu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet girişhttps://betexpergiris.casino/betexpergir.net