Mümin Kime Denir? 5. Sınıf Günlerimden Bir Hatıra
Başlangıç: Çocuklukta Bir Soru
Kayseri’de büyüdüm. Şehri seviyorum, her sokağı, her kaldırımdaki taşını ezbere bilirim. Ama bir köşede saklı kalan o eski okulun bahçesi var ya, orası hep özel olacak. O okulun bahçesinde, 5. sınıfta, mümin olmanın ne demek olduğunu öğrendim. O gün, hâlâ hatırladığım bir anı var, o anı hatırladıkça içim bir nebze olsun kıpırdıyor.
Bütün sınıf, öğretmenimizin anlattığı konulara dalmıştı. Sınıfın her köşesinde bir hareketlilik vardı. Ama bir tek ben, o gün, o dersi gerçekten anlamıştım. “Mümin kime denir?” diye sormuştum, parmaklarım havada, içimde biraz da heyecanla. Herkes bana bakıyordu. Kimse bir şey demedi, öğretmenim birkaç saniye sessiz kaldı ve sonra gözleri parlayarak yanıt verdi:
“Mümin, kalben, sözleriyle ve davranışlarıyla Allah’a inanan ve O’na tam teslim olan insandır.”
O an, hem çok şaşırdım hem de içim bir şekilde rahatladı. Bunu anladığımda, mümin olmanın sadece kelimelerle ilgili olmadığını fark ettim. İnsanlar, ne kadar konuşursa konuşsun, ne kadar dua ederse etsin, eğer yüreği saf değilse, tam anlamıyla mümin olamayabilirlerdi. Ama bir yanda da umut vardı, çünkü insan her zaman doğru yolu bulabilir, kalbini temiz tutarak kendini düzeltebilirdi.
O Anın İçimde Yarattığı Değişim
5. sınıfın o dönemlerinde, hayatta neyin önemli olduğunu anlamaya başladım. Çocukken, genellikle her şey çok basitti: okulda başarılı olmak, arkadaşlarla oyun oynamak, annemin yemeklerinin tadına bakmak. Ama o soruyu sorduktan sonra, içimde bir şey değişti. Mümin kime denir sorusunun cevabı, bana sadece İslam’ı öğretmekle kalmamıştı. Aynı zamanda kalp temizliği, dürüstlük ve başkalarına karşı saygı gibi kavramları da anlama yolunda bir adım atmıştım.
Sınıftaki arkadaşlarım o kadar farklıydı ki… Kimisi çok sessizdi, kimisi sürekli konuşuyordu. Ama hepsi farklıydı ve hepsi bana başka bir şey öğretiyordu. Bir gün okulda, Sinan adında bir arkadaşım var, hep gülümserdi. Onunla hep konuşurduk, ama o bir şeyler söylemeden önce beni anlamaya çalışırdı. Bir gün ona dedim ki,
“Sinan, ben mümin olmayı çok istiyorum ama tam olarak nasıl olacağımı bilemiyorum.”
Sinan, bana gülümsedi ve şöyle dedi:
“Zeynep, mümin olmak demek, her şeyin en güzelini Allah’tan istemek ve başkalarına yardım etmek demek. Sen zaten yardımseversin, inan bana.”
O anda, Sinan’ın söylediklerinde bir şey vardı, içimi ısıtan bir şey. Kafamda bir ışık yandı. Gerçekten, mümin olmak sadece ibadetle değil, başkalarına iyilik yapmakla da ilgiliydi.
Zorluklar ve Hayal Kırıklığı
Tabii, bu süreç o kadar da kolay değildi. O günlerde annemle babam arasındaki tartışmalara şahit oluyordum. Ailemde her şeyin iyi olduğunu sanırdım ama bazen işler yolunda gitmiyordu. Birçok kez hayal kırıklığına uğradım, çünkü mümin olmanın ne demek olduğunu düşündükçe, bazen kendimi o kadar güçlü hissetmiyordum. Yaşadığım ortamda, içsel huzuru bulmak gerçekten zor olabiliyordu.
Bir gün okuldan sonra annemle biraz sohbet ettik. Annem, her zaman olduğu gibi bana sabır ve dua etmeyi öğretti. Ama o gün biraz farklıydı, daha samimiydi. “Zeynep, mümin olmak demek sadece sabretmek değil, aynı zamanda her şeyde bir hikmet aramaktır,” dedi. Aniden bir şeyler değişti. O an, mümin olmanın aslında yaşamakla ilgili olduğunu fark ettim. Yani, sadece kelimelerde değil, hayatta karşımıza çıkan her durumda bir anlam bulmaya çalışmaktı.
Bir başka sabah, okulda Sinan’la yine sohbet ediyorduk. Birkaç çocuk, bir köpeği taşlamıştı ve bu durumu görünce içim sızladı. Sinan, bana bakarak dedi ki:
“Zeynep, bazen çok üzülüyorum, insanlar sadece kendilerini düşünüyorlar. Ama mümin, başkalarının acılarını da hissedip yardım etmeye çalışır.”
Sinan’ın bu söyledikleri, o günden sonra kafamda bir yer etti. Başkalarının sıkıntılarına duyarsız kalmak, belki de gerçek mümin olmanın önündeki en büyük engeldi.
Sonuç: Mümin Olmanın Gerçek Anlamı
Bugün geriye dönüp bakınca, o gün sınıfta sordum “Mümin kime denir?” sorusunun bana kattığı her şeyin ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlıyorum. Mümin olmanın, kelimelerle ifade edilen bir şeyden çok daha fazlası olduğunu, hayatta karşımıza çıkan zorluklarla yüzleşirken, başkalarına yardım ederken ve kendimizi her an düzeltmeye çalışırken anladım.
Kayseri’nin o dar sokaklarında yürürken, bazen hâlâ o 5. sınıfı ve o soru aklıma gelir. O zaman düşündüğüm gibi, bir insanın mümin olup olmadığını sadece bir dua ile ölçmek değil, onun kalbinde ne taşıdığıyla ölçmek gerek. Sinan’ın bana söylediği gibi, mümin olmak, her şeyin en güzelini Allah’tan dilemek ve her anı bir ders gibi yaşamaktır.
Ve şimdi, bir soru daha sormak istiyorum: Gerçekten mümin olmak için, sadece ibadet yeterli mi, yoksa içsel huzuru ve başkalarına olan duyarlılığı da unutmamalıyız?